DenizTemiz Dergisi 37. Sayı Önsöz

Denizin ve Mavi’nin Dostları;

Çocukluğumda, Edgar Allan Poe’nun Annabel Lee adlı şiirinin mısralarını her okuyuşumda “Annabel Lee”yi ve onun yaşadığı “deniz ülkesi”ni hayal ederdim hep. Nedense “Annabel Lee”yi balık kuyruklu bir deniz kızı olarak canlandırır, yaşadığı o “deniz ülkesi”ni de billur suların altında muhteşem şatolarıyla, kırmızı mercan kayalıklarıyla, parıldayan inci istiridyeleriyle ve rengarenk balıklarıyla bir deniz altı dünyası olarak düşünürdüm. Orası belki de o muhteşem Atlantis’e ait bir köşeydi.

Şimdi denizci bir ailenin kızı olarak ben de iki küçük kız çocuğunun annesiyim ve tüm çocuklar için tek bir özlemim var: “Gerçek birer deniz ülkesinde yaşasınlar.”

Ancak, oldukça endişeliyim. Acaba bu özlemime kavuşabilecek miyiz?

Uzaydan bakıldığında masmavi bir top gibi görülen dünyamızın dörtte üçü denizlerden oluştuğuna göre biz aslında büyük bir adada yaşıyoruz. Ancak ne hazindir ki bir adada yaşamanın gereklerini asla yerine getiremiyoruz. Yeryüzünde yaşamın denizlerde olduğunu biliyoruz, fakat bu vurdumduymazlığımızla yaşamın, denizlerin kirletilmesiyle sona erebileceğinin bir türlü farkında olamıyoruz. Denizlerimizdeki balık stokları çok hızlı tükenmeye başladı. Yapılan araştırmalara göre; 1970’ten bugüne, denizaltında yaşayan popülasyon yüzde 49 azaldı. İnsanlar tarafından tüketilen balık türleri, yarıya düştü. Bu nedenle çiftlik balıkları, her geçen gün sofralarımızda daha fazla yer almaya başladı.

Hep ifade ettiğimiz gibi dünya coğrafyasının en güzel bölgesinde, üç yanı muhteşem güzellikteki denizlerle çevrilmiş ve bu niteliğiyle bir deniz ülkesi olmaya en çok yakışan Türkiye denizlerinde de, durumumuzun pek iyi olduğu söylenemez. Elbette devletimiz, yerel yönetimler, bizler, başkaca pek çok sivil toplum örgütü, duyarlı yurttaşlarımız, hep birlikte çevrenin ve denizlerin korunması için büyük gayret sarf ediyoruz ama yapılanlar yetmiyor. Çeşitli kaynaklardan gelen kirlenme, kıyılarda aşırı yapılaşma ve doğanın tahribi gibi çeşitli tehditler, başta TURMEPA olarak bizlerin onca çabasına, duyarlılığına ve uyarılarına rağmen devam etmektedir. Farkındalığı daha bir arttırmaya, insanlarımızı denizle buluşturmaya mecburuz. Biliyoruz ki, denizle bir kere bağ kuranlar da artık o bağı koparamıyor.

Aslında tüm olumsuzluklara karşın denizlere sevdalı insanlar, umudun, inancın, kararlılığın ve belki de bitip tükenmez bir inadın insanlarıdır. Çocuklarımız nasıl bir dünyayı hak ediyorsa, ona kavuşmaları için üstümüze düşen görevi yılmadan, bıkmadan, bir şiir okur gibi, bir halı dokur gibi, zevkle ve keyifle yapmaya devam edeceğiz.

Bu vesile ile içerisinde bulunduğumuz Temmuz ayı nedeniyle ülkemize Kabotaj hakkını getirerek, ulusal denizcilik bilincinin yaratılmasına önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk’ü de minnet ve şükranla anmak isterim.

Biz daha güzel, daha temiz ve daha yaşanası bir dünyaya yelken açtık gidiyoruz, bizimle birlikte gelmek isteyenler için kapılarımız ve gönüllerimiz ardına kadar açıktır.

Şadan KAPTANOĞLU
DenizTemiz Derneği/ TURMEPA
Yönetim Kurulu Başkanı